28
Oca
2012
1

vildan babaanne edirne’si..

kadınlar şifacı balıklar gibidir… birkaç kadın bir araya geldiğinde, farkında olmadan başlarlar birbirlerinin yaralarını sarmaya. bazen sözle, bazen içlerinden gelen sonsuz şevkatle ağırlarlar, şımartırlar birbirlerini… kahveler pişer, çay bardakları dolar boşalır.. peynir ekmekle gönül alınır. içlerinde kimin yarası en ağır ise, o an kadınlar bunu hisseder.. çünkü kadın umursar, kadın fark eder.. sanki iyi etmek yaşamlarındaki bir görevmiş gibi mutsuza, üzgüne, çaresize dayanamazlar.. o gün kimin ilgiye, bakıma ihtiyacı var ise, hepberaber içlerindeki yaralı kuşun kanadını sarar kadınlar. sonra ne mi yaparlar; tekrar uçması için bırakırlar… “ben uçamam” diyen yaralı kadın, kendisine gösterilen dostluğun sıkcalığı ile ne mutlu ki tekrar uçabileceğini hatırlar.

işte şimdi anlatacağım edirneli vildan babaanne de bu şifacı kadınlardan. mesela “neyin var?” demek yerine istemeseniz de size koca bir tabak patates kızartır! üstünüze bir şal verir. nasihat etmez! onun yerine “dizlerine battaniye vereyim mi” diye sorar. sizinle yürüyüş yapar, çiçeklerden bahseder… edirne’nin eski zamanlarını anlatır. su taşıyan saka’ları, “talika” denen atlı yük arabalarını sokar aklınıza. çocukluğunda at arabası kullandıklarını, kardan yollar kapandığında kızakla nasıl ulaşım sağladıklarından bahseder. dikkatinizi dağıtır, bugünden alır sizi, tutar başka bir yerlere götürür, bırakır..

vildan babaanne her sohbetinde bir film seti kurar insanın aklına.. sonra anlattığı filmin setine arabalar, insanlar yerleştirir. bir tarafta saka’lar, sarı toprak satan çingene kadınlar.. “o zaman yerdeki tahtaları beyazlasın diye sarı toprakla fırçalardık.. ya da kiremit ezer, toz yapardık. nerede böyle deterjan!..” ve filme başka bir renkli sahne daha eklenir.. edirne’nin ünlü havrası.. yani şu yanmış yıkık viran duran.. o havra tüm ihtişamıyla vildan babaanne’nin hikayelerinde canlanıverir. cumartesi günleri şabat boyunca ateş ellemeyen yahudi komşularının, her cumartesi gidip sobasını yakan vildan babaanne… yine cumartesileri elektrik ellemeyen hahamın havra ışıklarını yakmak için çağırdığı vildan babaanne. iyi komşu, yumuşak yürekli hanımefendi hatun kişi..

“babam saraçtı, atatürk’ün süvarilerine çizme yapardı!” diye devam eder.. ah düşmanın elinden defalarca kurtulan kahraman edirne.. yüzlerce atlı süvarinin gürültüsü ile dağıldı yine aklım.. o zaman meriç’e yakın elmacılar sokak’ta oturur kunduracı recep usta. aileden kalma iki katlı ahşap evleri daha sonra vildan babanneye kalır, babadan yadigar.. ilk edirne’ye gittiğimde 95-96 yıllarıydı, o ahşap evde kaldığımı hatırlıyorum.. edirne’nin geçirdiği büyük depremlerin birinde evin cumbası yıkılmış. aile eski haline getirmesi masraflı olacağı için evin cephesini traşlamış. vildan babaannenin demesine göre 250 yaşında varmış bu ev.. şu an boş ve harap halde..

babaanne artık ağrıları yüzünden yürüyemiyor. sağlığında sabahtan gezmeye başlar, önce arasta çarşısında incik boncuk karıştırır, öğlen saati yaprak çiğer yer, sonra akşamüstü çayına meriç kenarına giderdik.. beni edirne arkeoloji müzesine ilk götüren kişidir kendisi, daha ben sanat tarihi bilmezken.. bilir misiniz sinan’ın ters lalesini önce vildan babaanneden, sonra prof. selçuk mülayim’den dinledim.. meriç nasıl buz tutardı, buzlar çözülünce köprüleri nasıl yaralardı.. balkan harbinde bulgarlar edirne’de ne yaptı ilk vildan babannemden öğrendim.. edirne’yi sevdiren, dinleyene renkli hayaller kurduran masalcı nine.. herkesi sarıp sarmalayan yüce yürekli şifacı kadın… işte vildan babaannenin öğrettikleri ve sözleriyle bugünkü edirne..

  • dönerken peynirinizi saraçlar caddesindeki nurlu’dan alın.
  • peynir helvası için saraçlar’da tekbaş’ı deneyebilirsiniz
  • yaprak ciğerde niyazi usta ortakapı caddesi’nde..
  • şükrü paşa anıtı ve balkan savaşları müzesi.. hem manzarası güzel, hem de müze..
  • karaağaç’a gidin.. eski edirne garı’nı, lozan anıtı’nı, eski evleri görürsünüz yürümek istemeyenlere saraçlar’ın sonunda faytonlar var..
  • keçecizade’ye badem ezmesi almaya gidin. gitmişken deva-i misk tatlısını sorun. osmanlıya ait çok eski bir tatlı..
  • hava güzelse IV. mehmet av köşkü’ne gidin. ağaçlar altında bir kahve içersiniz.
  • II. beyazıd külliyesi şifanesi ve sağlık müzesi
  • selimiye dışında üç şerefeli ve eski cami’yi görün.. eski cami’de ara güler’in o meşhur fotoğrafını hatırlayacaksınız…
  • saray içi sokakları ve evleri.. özellikle 5 mayıs günü gecesi hıdrelleze denk gelirseniz!
  • hediye götürmek için mis sabunu ve aynalı süpürge.. arasta’dan..
  • ETUR el sanatları mağazası’na uğrayın.. edirnekari almak görmek isteyenler için..
  • “gelmek için kırmızı dipli mum mu bekliyorsun?” deyişini anlamak için kırkpınar-haziran ayının son haftasında-
  • ilhan koman evi, en azından dış cephesini görün.

temmuz 2011

edirne’nin meşhur aynalı süpürgesi ve meyve sabunu.. ilginç hikayelerini görmeniz için size kendi çektiğimiz belgeselden bölümler koydum. çekimler 2002 yılın ait. daha kaliteli bir ses ve görüntü için ahbap’tan HD kopya bekliyorum..

edirne

Viewing images 1-16 of 45
edirne kapak.JPG IMG_0397.JPG IMG_0398.JPG IMG_0399.JPG IMG_0402.JPG IMG_0430.JPG IMG_0431.JPG IMG_0432.JPG IMG_0433.JPG IMG_0434.JPG IMG_0435.JPG IMG_0436.JPG IMG_0438.JPG IMG_0439.JPG IMG_0440.JPG IMG_0441.JPG
Viewing images 1-16 of 45
1

5 Yorum

  1. Gulben

    Aynur’cugum, eline, diline saglik. Nasil guzel anlatmissin. Sanki Vildan Babaanne’yi burda yani basimda dinledim.

  2. vildan

    canım benim, tek kelime ile mükemmel, okurken kendimi yine o balkonda babaannemi dinliyormuş gibi hissettim, yüreğine sağlık…

  3. fatoş

    aynur’cum bi edirne daha yapalım mı?
    hepsi çok güzel olmuş eline diline sağlık…..

  4. Erhan

    O benim babannemmmm!!! Mis kokulu, pamuk yanaklı… Umarım Nutellama da dokunmamışsınızdır… Çünkünüm Babannem onu bana alıyor… :)

  5. hakan

    aynur
    gezini araklıyoruz :)
    nisanda planladığımız bir trakya turunda edirne notların çok yardımcı olacak
    meersi şekerim :))

Yorum bırakın