23
Tem
2011
2
toledo gezi badem kurabiye pastane

toledo ya da “el greco”

maurice barres’in yazdığı “el greco ya da toledo’nun gizi” adlı kitabı okuyorum.. uyuyabilirsem 7 saat sonra atocha tren istasyonu’nda olacak, madrid’ten trenle toledo’ya gideceğim.. yalnız barres’in kitabı okunacak gibi değil. 1997 yılı basımı ve el greco’nun tüm tabloları siyah beyaz basılmış.. zaten greco karanlık kasvetli çiziyor, birden kitap karabasan gibi çöküyor üzerime… neyse ki yanımda bir de rehber kitap var.. sınavına son anda çalışan öğrenci misali bir umutla kitabı açıyorum ve sadece iki sayfa bilgi ile karşılaşıyorum! geriye bir tek çözüm kalıyor, nisan ayında hürriyet gazetesi’nin eklerinden birinde görüp çantama attığım toledo yazısı.. o zaman gazetedeki yazıyı okuyup “yav, kesin gitmem lazım bu toledo’ya!” dediğimi çok iyi hatırlıyorum..

tabi toledo’ya gitmeden bir gece önce “toledo’nun gizi” isimli bir kitap okuyan ya da bir aydır sakladığı gazete yazısını yanında toledo’ya taşıyan biri az bulunur.. neyse ki kararmış gecemi aydınlatacak gazete sayfasını açıyorum. okumaya başlamamla endişeye kapılmam bir oluyor! ah diyorum, nasıl bir günde görebilirim bunca detayı? ya gün yetmezse? hiçbir şeyi kaçırmak istemiyorum.. okumaya devam ediyorum.. yazının içinde toledo bir ara yazara şöyle diyor; “sana bir sır vereceğim!”. “toplu iğne sokağı’nda camekânda meryem ana ve çevresinde yüzlerce toplu iğne göreceksin!”. hay allah! iyice meraklandım iyi mi, uykum da kaçtı.. hayatımda toplu iğneli meryem ana duymadım ben! ikonografi dersinde bir eudokia vardı ama o terzi idi galiba..

mümkün değil… toledo’ya bir gün kesinlikle yetmeyecek! birden aklıma gecenin bir saatinde yazara mail atsam diyorum.. ne olur ki sorsam? sadece verdiği rotada toledo’yu bir günde bitirebilir miyim, danışacağım. haydi bismillah gazetedeki email adresine sallıyorum maili. iki dakika sonra cevap şöyle geliyor; “elbette ki yazı bir güzergah olabilir, ama ilk kez giden ve kısıtlı zamanı olan birisini zorlayabilir. bence siz kendinizi atın toledo sokaklarına, yazıda ilginizi çeken yerler varsa da sorarak ulaşmaya çalışın. seveceğinizden eminim. iyi şanslar diliyorum.”

şu “kendini bırak mesajını” bu kez de hiç tanımadığım bir gezi yazarından almıştım.. mesajlar çok net geliyordu. bu hayatın hazır bir şablonu veya kendini bırakmadan yaşanacak olanı yoktu. napayım, ben de elimden geleni yapacaktım artık..

toledo’ya renfe ile yolculuğumuz keyifli ve kısa sürmüş, iner inmez de kendimizi tren istasyonu’nda bulmuştuk. 1920’de neo-mudejar tarzda yapılan bu güzel istasyonun çinilerinden, duvar ve tavan süslemelerinden kendimi zor aldım. istasyon çıkışında hemen bir belediye otobüsüne binip önce alcazar’a -toledo’nun en yüksek yeri, saray’a- doğru yol almaya başladık. amacımız geziye tepeden başlayıp aşağıya doğru salınarak inmekti. fakat malesef ben fotoğraf çekmek için heyecanlanınca, yarı yolda otobüsten inmek durumunda kaldık :) büyük bir yokuş tırmanarak başladığımız toledo gezisi iyi başlamış sayılmazdı.. ama toledo o kadar güzel bir kentti ki, sokakları döndükçe bize sürprizler sunarak yorgunluğumuzu almayı başardı.. santa cruz müzesi’e gelmiştik ve şimdi ilk “el greco” tablomu görecektim. bakalım toledo’nun kasveti mi el greco’ya yansımıştı, yoksa el greco’nunki mi toledo’ya? bunu söylemek için erkendi ama toledo’dan ayrıldığımda cevabını öğrenmek istediğim bir soruydu bu.

şimdi sokaklara çıkıp toledo’yu arşınlayacaktık. ben de artık şu mudejar denen mimari üslubu iyice görme fırsatı bulcaktım.. mudejar, ispanyol ve arap mimarisinin karışımı olan melez bir mimari üslup. endülüs emevileri aracılığı ile güney ispanya’da ortaya çıkmış. sömürgeci ispanyollar sayesinde güney amerika’ya ulaşmış. hatta eski ispanyol sömürgesi küba’nın başkenti olan havana’da, mudejar kültürün izlerini taşıyan yapılardan bahsederler.. henüz görmedim. şimdi toledo’dakileri gezelim..

az gittik, uz gittik, toledo katedrali’ne geldik. üzerinde kırlangıçlar uçan, ömer’in deyimiyle tepesinde sürekli “bulutlar kabaran” bir katedral bu. aynı greco tablolarındaki gibi mistik bir hali var.. içerisi karanlık mı karanlık.. yüksek neflerin altında minilip kayboluyorum. böle isa’lar falan hafif ürkütücü.. klasik bir katolik kilise.. yok mu şöyle güler yüzlü bir meryem, ya da tebessüm eden bir isa yahu! neyse ki, barok bir altar panosu görüyorum; bembeyaz mermerden, uçarcasına müzik yapan figürler var üzerinde! hemen gözlerimi kapatıp bir vivaldi koyuyorum arka fona, ooh işte şimdi neşeleniyorum. :)

toledo’yu en iyi gören manzaralardan birine gideceğiz. bir taksiye atlıyor, şoförle kısa bir “galatasarayyy” muhabbetinden sonra arabayı manzaraya çekmesini söylüyoruz. greco “toledo manzarası” adlı tablosunu burada bir yerde yapmış olmalı.. durduğumuz yerden katedral, alcazar ve diğer tüm yapılar görünüyor. alcazar için çok şirin şeyler söyleyemeyeceğim. araştırmadım ama II. dünya savaşı sonrası yapılan faşist binaları andırıyor. oraya ait olmayan büyük yontulmamış bu kütleyi, dev bir buz’a benzetiyorum. gözlerimi hafif kısınca eriyor, birkaç saniyeliğine de olsa onu manzaradan silmeyi başarıyorum :)

şimdi new york metropolitan müzesi’nde duran “toledo manzrası”nı tam da bu noktada gözümün önüne getiriyorum. gördüklerim hiç de tablodaki gibi değil. toledo bana pırıl pırıl parlıyor. greco’nun yaşadığı toledo’da hava hep mi parçalı bulutluydu, hiç mi güneş açmadı, ressama inanasım gelmiyor.. tüm güzelliği ile toledo karşımda duruyor..  greco’nun kendi kasvetini toledo’ya yansıttığı yolundaki nihani kararımı veriyorum. içimden toledolu olan greco değil de, keşke van gogh olsaydı diyorum… sapsarı ayçiçeklerinin üzerinde yükselen parlak mavi bir gökyüzü ile hatırlardık toledo’yu. geceleri de binbir gece masallarındaki çin bulutları dolaşırdı üzerinde şirin şirin… biz de toledo’yu kasvetli karanlık bir ortaçağ kenti olarak bilmezdik.. piknik yapma ya da şarap tatma gibi romantik hayallerle toledo’ya giderdik..

23 mayıs 2011

toledo

Viewing images 1-16 of 117
P5221259.JPG P5231265.JPG P5231262.JPG P5231297.JPG P5231301.JPG P5231303.JPG P5231304.JPG P5231307.JPG P5231308.JPG P5231309.JPG P5231310.JPG P5231317.JPG P5231322.JPG P5231323.JPG P5231324.JPG P5231325.JPG
Viewing images 1-16 of 117
2

3 Yorum

  1. ela

    geziler geziler geziler… bizim artık buralara gitmemize gerek kalmadı okurken ve resimlere de bakarken orada yaşadık zaten… :)

    sabah sabah oldu mu şimdi! ımage 15 :) de bulunan o güzelim ekmeklerden olsa da yesek:)

  2. the A

    en güzel ve en sıcak ekmek her zaman türkiye’de!
    canım benim, hiç canımızı sıkmayalım :)

  3. burcu

    bizde sizinle kendimizi bıraktık Telodo’ya:)
    Merak ve ilgiyle takip ediyorum. Gezin görün paylaşınn:)

Yorum bırakın